İçeriğe Atlayın Skip to Content

Mide Kanserinde İmmünoterapi Ameliyat Çevresine Taşındı

Mide kanserinde immünoterapi, ameliyat edilebilir hastalıkta da fayda gösterdi: standart FLOT kemoterapisine durvalumab eklendiğinde iki yıllık olaysız sağkalım yüzde 67,4’e karşı yüzde 58,5 bulundu ve patolojik tam yanıt oranı 2,7 kat arttı. Tıbbi onkoloji uzmanı Prof. Dr. H. İbrahim Petekkaya (Egepol Hastanesi, İzmir), MATTERHORN çalışmasının ne gösterdiğini ve genel sağkalım sonucunun neden iki ayrı analizde okunması gerektiğini anlatıyor.

Ameliyat Çevresi Tedavi Neden Var

Ameliyat edilebilir mide ve gastroözofageal bileşke kanserinde tedavi yalnızca cerrahiden ibaret değildir. Ameliyattan önce ve sonra verilen kemoterapi, hem tümörü küçültüp cerrahiyi kolaylaştırır hem de görüntülemeyle saptanamayan yayılımı hedefler. Bu düzene perioperatif, yani ameliyat çevresi tedavi denir.

Bu alanda standart rejim FLOT’tur: 5-florourasil, lökovorin, oksaliplatin ve dosetaksel. FLOT4 çalışması, bu rejimin daha eski epirubisin temelli rejimlere üstün olduğunu göstererek standardı belirledi. Avrupa kılavuzları da ameliyat edilebilir hastalıkta perioperatif kemoterapiyi öneriyor.

FLOT dört ilacın bir arada verildiği bir rejimdir ve hastadan belirli bir dayanıklılık bekler. Oksaliplatin soğukla artan el ve ayak uyuşmasına yol açabilir; dosetaksel saç kaybı, tırnak değişiklikleri ve kan değerlerinde düşüş yapabilir; 5-florourasil ağız yaraları, ishal ve halsizlikle seyredebilir. Bu nedenle rejime uygunluk yalnızca evreye değil, hastanın genel durumuna, böbrek ve karaciğer işlevlerine ve eşlik eden hastalıklarına bakılarak değerlendirilir.

Tedavinin ameliyattan önce de verilmesinin iki ayrı gerekçesi var. Birincisi tümörün küçülmesi ve cerrahın temiz sınırla çıkarma şansının artmasıdır. İkincisi ve daha az konuşulanı, hastanın tedaviyi en iyi tolere edebileceği dönemin ameliyattan önce olmasıdır: büyük bir mide cerrahisinden sonra beslenme bozulur, kilo kaybı başlar ve planlanan kemoterapinin tamamlanabilme oranı düşer. Ameliyat öncesi verilen sikluslar bu nedenle planın en güvenilir parçası sayılır.

Metastatik mide kanserinde immünoterapi yıllardır kullanılıyor. Soru şuydu: aynı yaklaşım, hastalık henüz ameliyatla çıkarılabilir durumdayken de fayda sağlar mı? MATTERHORN bu soruyu yanıtlamak için kuruldu. Mide kanseri sayfasında hastalığın genel tedavi çerçevesi anlatılıyor.

MATTERHORN Nasıl Kurgulandı

MATTERHORN çok uluslu, randomize, çift kör bir faz 3 çalışmadır. Ameliyat edilebilir, evre II ile IVA arasında, daha önce tedavi görmemiş mide ve gastroözofageal bileşke adenokarsinomu olan 948 hasta iki kola ayrıldı.

  • 474 hasta durvalumab ile FLOT, 474 hasta plasebo ile FLOT aldı.
  • Durvalumab bir anti-PD-L1 ilacıdır; dört haftada bir 1500 mg damar yoluyla verildi.
  • Dört siklus FLOT uygulandı: ikisi ameliyattan önce, ikisi ameliyattan sonra.
  • Ameliyat sonrası 10 siklus daha durvalumab ya da plasebo verildi; toplam immünoterapi süresi bir yıldı.
  • Hastaların genel durumu ECOG 0 ya da 1 olmak zorundaydı.

Burada bir ayrıntıyı doğru aktarmak gerekiyor: FLOT iki haftada bir uygulanır ve dört haftalık her siklusun 1. ve 15. günlerinde verilir. Yani dört siklus, sekiz FLOT uygulaması demektir.

MATTERHORN çalışmasında mide kanserinde immünoterapi eklenmesinin sonuçlarını gösteren tablo
Olaysız sağkalım ve patolojik tam yanıt farkı belirgin; genel sağkalım sonucu iki ayrı analizden okunmalıdır.

Raporlarınızı Değerlendirme İçin Gönderin

Patoloji, görüntüleme ve kan sonuçlarınızı WhatsApp’tan iletebilir ya da e-posta ile gönderebilirsiniz. Belgeler görüşme öncesinde incelenir.

Ne Bulundu

Ortanca 31,5 aylık takipte iki yıllık olaysız sağkalım durvalumab kolunda yüzde 67,4, plasebo kolunda yüzde 58,5 bulundu. Risk oranı 0,71 olarak bildirildi ve bu fark istatistiksel olarak anlamlıydı. Mutlak fark yaklaşık dokuz puandır.

Patolojik tam yanıt, yani ameliyat materyalinde canlı tümör hücresi kalmaması, durvalumab kolunda yüzde 19,2, plasebo kolunda yüzde 7,2 oranında görüldü. Bu 2,7 katlık bir artıştır ve kemoterapiye immünoterapi eklemenin tümör üzerindeki etkisini doğrudan gösterir.

Buna karşılık ameliyatın başarısı iki kolda aynıydı. Tümörün tam olarak çıkarıldığı R0 rezeksiyon oranı durvalumab kolunda yüzde 91,5, plasebo kolunda yüzde 92,3 bulundu. Bu oranlar, cerrahisi tamamlanabilen hastalar üzerinden hesaplanmıştır; randomize edilen tüm hastalar üzerinden değil.

prof.dr.petekkayaProf. Dr. H. İbrahim PetekkayaInstagram’da Açın

Kemoterapide Sınırlı Kalan Yanıt Yükseltilebilir mi

Kemoterapiye alınan yanıtın sınırlı kaldığı durumlarda tedavi planının nasıl yeniden kurgulandığı anlatılıyor.

Reel · @prof.dr.petekkaya

Patolojik Tam Yanıt Neden Anlamlı Bir Sinyal

Patolojik tam yanıt, ameliyatla çıkarılan dokuda canlı tümör hücresi bulunmaması demektir. Bu ölçümün değeri doğrudan ve erken olmasından geliyor. Görüntüleme tümörün küçüldüğünü gösterir, ancak geride canlı hücre kalıp kalmadığını söylemez; patoloji ise dokunun kendisine bakar. Tedavinin o tümörde işleyip işlemediği böylece aylar süren bir takip beklenmeden görülür.

Bu nedenle patolojik tam yanıt bir ara ölçüt olarak kullanılıyor. MATTERHORN’da oranın yüzde 7,2’den yüzde 19,2’ye çıkması, eklenen ilacın tümör üzerinde gerçekten bir etki ürettiğini gösteriyor. Yine de bir ara ölçüt sağkalımın yerine geçmez: patolojik tam yanıt alan her hastanın nükssüz kalacağı ya da almayan her hastanın nüks edeceği anlamına gelmez. Çalışmanın birincil sonucu olaysız sağkalımda ölçüldü; patolojik tam yanıt bunu destekleyen bir bulgudur.

Genel Sağkalım İki Analizde Okunur

Bu bölüm, çalışmanın en çok yanlış aktarılan kısmıdır ve doğru anlatılması gerekir.

İlk yayımlanan analizde, yani ortanca 31,5 aylık takipte, genel sağkalım istatistiksel olarak anlamlı değildi. Elde edilen p değeri 0,03’tü; ancak önceden belirlenmiş anlamlılık eşiği 0,0001’in altıydı. Çalışmanın o yayındaki sonucu yalnızca olaysız sağkalım üzerinedir ve genel sağkalım üstünlüğü iddia etmez.

Sıkça alıntılanan 0,67’lik risk oranı da bütünün tamamı değildir: bu değer yalnızca 12. aydan sonraki döneme ait parçalı bir hesaptır. Aynı hesabın ilk 12 aya ait eşleniği 0,99’dur. Yani kolların ayrışması ilk yıl içinde değil, sonrasında başlamıştır.

Anlamlı genel sağkalım sonucu daha sonra, yaklaşık 43 aylık takiple yapılan final analizinden geldi. Bu analizde risk oranı 0,78 ve p değeri 0,021 bulundu; 36 aylık genel sağkalım yüzde 68,6’ya karşı yüzde 61,9 oldu. Dolayısıyla rejimin artık olumlu bir genel sağkalım sonucu vardır, ancak bu sonuç ilk yayından değil final analizinden gelmektedir.

Önemli: “Genel sağkalımı uzattı” cümlesi doğrudur; ancak dayanağı ilk yayın değil, final analizidir. İkisinin karıştırılması, kanıt düzeyini olduğundan güçlü göstermeye yol açar.

PD-L1 Durumu Fark Yaratıyor mu

Burada kullanılan sözcük önemlidir. Fayda PD-L1 alt gruplarında tutarlı görünmüştür; bu, faydanın PD-L1’den bağımsız olduğunun gösterildiği anlamına gelmez.

PD-L1 ifadesi yüzde 1 ve üzerinde olan grupta olaysız sağkalım için risk oranı 0,70, yüzde 1’in altındaki grupta 0,77 bulundu. Ancak ikinci grupta yalnızca 95 hasta vardı ve bu grubun güven aralığı 1 değerini kesiyordu. Yani bu alt grup, bağımsızlık iddiasını taşıyacak güçte değildir.

Bu alt grup çözümlemeleri önceden tanımlanmış ancak keşifsel niteliktedir; resmî bir etkileşim testi yapılmamıştır. Bu tür bir sonuçta ilk sorulacak soru budur; bu nedenle doğru ifade “tutarlı” olmalıdır.

MATTERHORN sonuçlarının kanıt düzeyi
SonuçDurumu
Olaysız sağkalımBirincil sonuç; risk oranı 0,71 ve anlamlı
Patolojik tam yanıt2,7 kat artış; destekleyici
Genel sağkalımİlk analizde anlamlı değil; final analizinde anlamlı
PD-L1 alt gruplarıKeşifsel; fayda tutarlı, bağımsızlık gösterilmedi

Yan Etkiler Ne Kadar Arttı

Durvalumab eklenmesi tolere edilebilirliği anlamlı biçimde bozmadı. Derece 3 ve 4 yan etkiler durvalumab kolunda yüzde 71,6, plasebo kolunda yüzde 71,2 oranında görüldü; yani ağır yan etki yükü neredeyse aynıydı. Bunun nedeni, yükün büyük bölümünün zaten FLOT rejiminden gelmesidir.

  • En sık görülen yan etkiler diyare, bulantı, nötrofil düşüklüğü ve iştahsızlıktı.
  • Bağışıklık ilişkili yan etkiler durvalumab kolunda yüzde 23,2, plasebo kolunda yüzde 7,2 oranındaydı.
  • Derece 3-4 bağışıklık ilişkili yan etki yüzde 7,2’ye karşı yüzde 3,6 bulundu.
  • Tedaviye bağlı olabileceği düşünülen ölüm oranı yüzde 0,6’ya karşı yüzde 0,2 idi.

Bağışıklık ilişkili yan etkilerin seyri kemoterapi yan etkilerinden farklıdır ve bu fark izlemi biçimlendirir. Kemoterapiye bağlı yan etkiler siklusla birlikte gelir, siklus arasında geriler; hasta bir süre sonra kendi düzenini tanır. Bağışıklık ilişkili yan etkiler ise doza göre zamanlanmış değildir: tedavinin başında da, aylar sonra da, hatta ilaç kesildikten sonra da ortaya çıkabilir.

Belirtiler de kemoterapi tablosuna benzemez. Tiroit işlev bozukluğunda yakınma sinsi bir yorgunluk ve kilo değişimi biçiminde gelişir; kolit sulu ishal ve karın ağrısıyla, akciğer iltihabı öksürük ve nefes darlığıyla, karaciğer iltihabı ise yalnızca kan değerlerindeki yükselmeyle kendini gösterebilir. Ele alınma biçimi de ayrışır: kemoterapi yan etkisinde doz ayarlaması öne çıkarken, burada tedavinin durdurulması ve kortizon temelli baskılama gerekebilir. Bu belirtilerin kemoterapiye bağlanıp geçiştirilmemesi, yönetimin ilk basamağıdır.

Bağışıklık ilişkili yan etkiler immünoterapinin kendine özgü bedelidir: tiroit işlev bozukluğu, deri döküntüsü, kolit ve nadiren akciğer ya da karaciğer iltihabı biçiminde ortaya çıkabilir. Erken tanındığında çoğu geri döndürülebilir. İmmünoterapi sayfasında bu yan etkilerin yönetimi anlatılıyor.

Mide Kanserinde İmmünoterapi Kararı Nasıl Veriliyor

MATTERHORN, PD-L1 inhibitörlerinin yalnızca metastatik hastalıkta değil, lokal ileri evre mide kanserinde de klinik fayda sağlayabileceğini gösterdi. Mide kanserinde immünoterapinin yeri bu çalışmayla ameliyat çevresine taşındı.

  1. Hastalığın gerçekten ameliyat edilebilir olduğu evreleme ile doğrulanır.
  2. Genel durum, böbrek ve karaciğer işlevleri FLOT rejimine uygunluk açısından değerlendirilir.
  3. Otoimmün hastalık öyküsü ve kullanılan bağışıklık baskılayıcı ilaçlar sorgulanır.
  4. Tedavi planı cerrahi, patoloji ve tıbbi onkolojinin birlikte bulunduğu konseyde kararlaştırılır.
  5. Tedavi boyunca bağışıklık ilişkili yan etkiler için düzenli izlem planlanır.

Bu rejimin uygun olmadığı hastalar da tanımlıdır ve karar bu başlıkla birlikte verilir. Etkin bir otoimmün hastalık nedeniyle sistemik bağışıklık baskılayıcı tedavi alan bir hastada, bağışıklık ilişkili yan etki riski ile hastalığın alevlenme olasılığı birlikte değerlendirilir. Organ nakli öyküsü ayrı bir başlıktır. Genel durumu çalışmanın aradığı düzeyin altında olan, yani günlük işlerini sürdüremeyen bir hastada ise asıl sorun immünoterapi değil, FLOT rejiminin kendisidir.

Hastalığın gerçekten ameliyat edilebilir olup olmadığı da bir uygunluk ölçütüdür. MATTERHORN ameliyat edilebilir, evre II ile IVA arasındaki hastalığı kapsıyordu; uzak yayılım saptanan bir hastada bu sonuç geçerli değildir, çünkü o hastada tedavinin hem amacı hem düzeni farklıdır.

Karar süreci moleküler tümör kurulu ve değerlendirme süreci sayfalarında anlatıldığı gibi tek bir sonuca değil, bulguların birlikte okunmasına dayanır. Sindirim sistemi kanserleri sayfasında bu grubun diğer tümörleri ele alınıyor.

prof.dr.petekkayaProf. Dr. H. İbrahim PetekkayaInstagram’da Açın

Kemoterapi mi, İmmünoterapi mi

Kemoterapi ile immünoterapi arasındaki farkın ve hangi hastada hangisinin seçildiğinin anlatıldığı video.

Reel · @prof.dr.petekkaya

Raporlarınızı Değerlendirme İçin Gönderin

Patoloji, görüntüleme ve kan sonuçlarınızı WhatsApp’tan iletebilir ya da e-posta ile gönderebilirsiniz. Belgeler görüşme öncesinde incelenir.

Sık Sorulan Sorular

Mide kanserinde immünoterapi hangi aşamada kullanılıyor?

Metastatik hastalıkta yıllardır kullanılıyordu. MATTERHORN çalışmasıyla birlikte, ameliyat edilebilir evre II-IVA hastalıkta da standart FLOT kemoterapisine eklenerek ameliyat öncesi ve sonrası dönemde kullanılabileceği gösterildi.

MATTERHORN çalışmasında ne verildi?

Standart FLOT rejimine dört haftada bir 1500 mg durvalumab eklendi. Dört siklus FLOT uygulandı, ikisi ameliyattan önce ikisi sonra; ameliyat sonrası 10 siklus daha durvalumab verilerek toplam bir yıllık immünoterapi tamamlandı.

Olaysız sağkalımda fark ne kadar?

İki yıllık olaysız sağkalım durvalumab kolunda yüzde 67,4, plasebo kolunda yüzde 58,5 bulundu. Risk oranı 0,71 olarak bildirildi.

Patolojik tam yanıt neden önemli?

Ameliyat materyalinde canlı tümör hücresi kalmaması anlamına gelir ve tedavinin tümör üzerindeki etkisini doğrudan gösterir. MATTERHORN’da bu oran yüzde 7,2’den yüzde 19,2’ye çıktı.

Genel sağkalım gerçekten uzadı mı?

İlk yayımlanan analizde genel sağkalım anlamlı değildi; p değeri 0,03 iken önceden belirlenen eşik 0,0001’in altındaydı. Anlamlı sonuç daha sonraki final analizinden geldi: risk oranı 0,78 ve p değeri 0,021.

Fayda PD-L1’den bağımsız mı?

Fayda PD-L1 alt gruplarında tutarlı görünmüştür, ancak bağımsız olduğu gösterilmemiştir. PD-L1 ifadesi yüzde 1’in altındaki grupta yalnızca 95 hasta vardı ve güven aralığı 1 değerini kesiyordu.

Yan etkiler ne kadar arttı?

Derece 3-4 yan etki oranı iki kolda neredeyse aynıydı: yüzde 71,6’ya karşı yüzde 71,2. Asıl fark bağışıklık ilişkili yan etkilerdeydi: yüzde 23,2’ye karşı yüzde 7,2.

İlgili Yazılar

İlgili Sayfalar

Kaynaklar

  1. Janjigian YY, Al-Batran SE, Wainberg ZA ve ark. Perioperative Durvalumab in Gastric and Gastroesophageal Junction Cancer (MATTERHORN). N Engl J Med 2025;393(3):217-230. Bağlantı
  2. Janjigian YY, Al-Batran SE, Wainberg ZA ve ark. Perioperative durvalumab plus FLOT for resectable gastric and gastro-oesophageal junction adenocarcinoma (MATTERHORN): final overall survival results. Lancet 2026;408(10560):1114-1128. Bağlantı
  3. Al-Batran SE, Homann N, Pauligk C ve ark. Perioperative chemotherapy with FLOT versus ECF/ECX for resectable gastric or gastro-oesophageal junction adenocarcinoma (FLOT4). Lancet 2019;393(10184):1948-1957. Bağlantı
  4. Lordick F, Carneiro F, Cascinu S ve ark. Gastric cancer: ESMO Clinical Practice Guideline for diagnosis, treatment and follow-up. Ann Oncol 2022;33(10):1005-1020. Bağlantı
  5. Marabelle A, Le DT, Ascierto PA ve ark. Efficacy of Pembrolizumab in Patients With Noncolorectal High Microsatellite Instability Cancer (KEYNOTE-158). J Clin Oncol 2020;38(1):1-10. Bağlantı
  6. NCCN Clinical Practice Guidelines in Oncology, kanser türlerine göre kılavuzlar. Bağlantı

Değerlendirme için Yazın

Patoloji ve görüntüleme raporlarınızı WhatsApp’tan gönderebilir ya da e-posta ile iletebilirsiniz. Belgeler görüşme öncesinde incelenir.