İçeriğe Atlayın Skip to Content

Mikroplastik ve Kanser Arasında Kanıtlanmış Bir Bağ Var mı

Mikroplastik ve kanser arasında bugüne kadar hiçbir insan çalışmasıyla gösterilmiş bir nedensellik bağı bulunmamaktadır; buna karşılık mikroplastik parçacıkları insan plasentasında ve anne sütünde saptanmış, laboratuvar ile hayvan çalışmalarında DNA hasarı ve iltihap sinyallerini tetikleyebildiği bildirilmiştir. Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı mikroplastikleri herhangi bir kanserojenlik sınıfına almamıştır. Tıbbi onkoloji uzmanı Prof. Dr. H. İbrahim Petekkaya (Egepol Hastanesi, İzmir), elimizdeki kanıtın tam olarak nereye kadar gittiğini ve nerede durduğunu anlatıyor.

Mikroplastik Nedir, Nanoplastikten Nasıl Ayrılır

Plastik atıkların boyutlarına göre sınıflandırılması için önerilmiş bir çerçeve vardır ve bu çerçeve iki kategoriyi şöyle tanımlar: nanoplastikler 1 nanometre ile 1000 nanometrenin altı arasında, mikroplastikler 1 mikrometre ile 1000 mikrometrenin altı arasında yer alır. Yani bu çerçevede mikroplastiğin üst sınırı 1 milimetredir.

Yaygın biçimde alıntılanan “1 mikrometre ile 5 milimetre arası” tanımındaki 5 milimetrelik üst sınır bu çerçeveden gelmez; ayrı bir uygulama sözleşmesine aittir. İki tanım birbirine karıştırıldığında, 5 milimetrelik sınır yanlış bir kaynağa atfedilmiş olur.

Bu ayrımın önemi akademik değildir. Boyut, parçacığın nereye kadar gidebildiğini belirler: mikrometre ölçeğindeki parçacıklar sindirim ve solunum yollarında kalma eğilimindeyken, nanometre ölçeğindekiler hücre zarını geçebilecek kadar küçüktür. Laboratuvar çalışmalarında gözlenen etkilerin büyük bölümü küçük boyutlu parçacıklarla elde edilmiştir.

Parçacıkların kaynağı da iki başlıkta ayrılır. Bir bölümü zaten küçük boyutta üretilmiştir; kozmetik ürünlerdeki aşındırıcı tanecikler ve sanayide kullanılan hammadde granülleri bu gruptadır. Bir bölümü ise büyük plastik ürünlerin güneş ışığı, ısı ve mekanik yıpranma altında parçalanmasıyla oluşur; bu ikinci yol zaman içinde sürekli yeni parçacık üretir.

Dolayısıyla “mikroplastik” sözcüğü tek bir maddeyi değil, boyutu belirli bir aralığa düşen çok çeşitli polimerleri kapsayan bir şemsiye terimdir. Bu kapsam genişliği, risk değerlendirmesini güçleştiren ilk nedendir.

  • Nanoplastik: 1 nanometre ile 1000 nanometrenin altı arası, önerilen sınıflandırma çerçevesine göre.
  • Mikroplastik: 1 mikrometre ile 1000 mikrometrenin altı arası, aynı çerçeveye göre.
  • 5 milimetrelik üst sınır: ayrı bir uygulama sözleşmesinden gelir, bu çerçeveden değil.
  • Terim tek bir kimyasal maddeyi değil, bir boyut aralığını tanımlar.

İnsan Dokusunda Saptandı mı

İki bulgu iyi kaynaklıdır ve aktarılmaya değer. Birincisi, mikroplastik parçacıklarının insan anne sütünde saptanmış olmasıdır. İkincisi, aynı parçacıkların insan plasentasında gösterilmiş olmasıdır.

Plasenta çalışmasının kapsamı küçüktür ve bu mutlaka belirtilmelidir. Çalışma 6 plasenta inceledi; bunların 4’ünde toplam 12 parçacık bulundu. Bu 12 parçacığın yalnızca 3’ü bir polimer olarak tanımlanabildi ve boyanmış polipropilen olduğu belirlendi; kalan 9 parçacıkta yalnızca boya maddesi tanımlanabildi.

Bu nedenle çalışma bir yaygınlık verisi değildir. Çok küçük bir seride yapılmış ilk saptamadır ve “plasentaların şu kadarında mikroplastik vardır” biçiminde bir oran üretmeye uygun değildir. Bulgunun değeri, parçacıkların bu dokuya ulaşabildiğini göstermesidir.

Balık, deniz ürünleri ve içme suyunda mikroplastik saptandığı çok sayıda çalışmada bildirilmiştir. En sık karşılaşılan polimer türleri olarak polietilen, polipropilen, polistiren ve polivinil klorür sayılır. Bu iki ifade için burada tek bir birincil kaynak gösterilmemektedir.

prof.dr.petekkayaProf. Dr. H. İbrahim PetekkayaInstagram’da Açın

Yirmi Yıllık Sigara Kullanımı Riski Nasıl Etkiler

Uzun süreli maruziyetin kanser riskini nasıl değiştirdiği ve riskin nasıl ölçüldüğü anlatılıyor.

Reel · @prof.dr.petekkaya

Önerilen Mekanizmalar Neler

Bu başlıktaki bulguların tamamı laboratuvar ve hayvan çalışmalarından gelmektedir ve derleme yazılarında bir araya getirilmiştir. Çalışmaların büyük bölümünde kullanılan maruziyet yoğunlukları, insanda belgelenmiş maruziyet düzeylerinin çok üzerindedir. Bu nedenle aşağıdakiler önerilen mekanizmalardır; insanda kanıtlanmış hastalık mekanizmaları değildir.

Önerilen zincirin ilk halkası oksidatif stres olarak tanımlanıyor. Hücre içine giren parçacıkların reaktif oksijen türlerinin oluşumunu artırdığı, bunun da DNA zincir kırıklarına ve baz değişikliklerine yol açtığı bildiriliyor. DNA hasarı onarılamadığında kalıcı değişiklik olasılığı doğar.

İkinci halka sinyal yolaklarıdır. Derlemelerde ERK, p38 ve JNK yollarını kapsayan MAPK ailesi ile PI3K/Akt yolağının etkinleştiği bildiriliyor. Bu yolaklar hücrenin çoğalma ve hayatta kalma kararlarını yönettiği için, sürekli etkin kalmaları çoğalma eğilimini artırabilir.

Üçüncü halka iltihap ve doku yeniden şekillenmesidir. TGF-beta sinyali ile NF-kB ve NLRP3 üzerinden yürüyen iltihap sinyallerinin etkinleştiği bildiriliyor. Bu sinyallerin tümör çevresinin oluşumuna katkıda bulunabileceği öne sürülüyor. Yine bunların hepsi öneri düzeyindedir.

Önemli: Bu mekanizmalar hücre kültürü ve hayvan deneylerinden elde edilmiştir ve çoğu, insanda belgelenmiş maruziyetin çok üzerindeki yoğunluklarda gözlenmiştir. İnsanda doğrulanmış bir hastalık mekanizması olarak sunulamaz.

Raporlarınızı Değerlendirme İçin Gönderin

Patoloji, görüntüleme ve kan sonuçlarınızı WhatsApp’tan iletebilir ya da e-posta ile gönderebilirsiniz. Belgeler görüşme öncesinde incelenir.

Hücre Çalışmasında Tam Olarak Ne Ölçüldü

Bu alanda en sık alıntılanan deneylerden biri kolorektal kanser hücre dizileriyle yapılmıştır. Çalışmada 0,25 mikrometre boyutundaki polistiren parçacıkları kullanıldı ve dört insan kolorektal kanser hücre dizisinde, yani HT29, HCT116, SW480 ve SW620 dizilerinde, hücre göçünün anlamlı biçimde arttığı bildirildi.

Burada iki ayrıntı önemlidir. Birincisi boyut özgüllüğüdür: 1 ve 10 mikrometre boyutundaki parçacıklar aynı etkiyi göstermedi. Etki yalnızca 0,25 mikrometrelik parçacıklarda görüldü, yani nanometre ölçeğine yakın boyutta.

İkinci ayrıntı ölçülen sonuçla ilgilidir ve sık yanlış aktarılır. Bu çalışmada invazyon bir sonlanım noktası değildi; ölçülen tek şey hücre göçüdür. Dolayısıyla “göç ve invazyon arttı” biçimindeki aktarım yanlıştır. Yazarlar bulguyu, metastaz yönünde etkilere yol açma olasılığı olarak tanımlıyor.

Bir hücre dizisiyle yapılan deneyin ne söylediği de sınırlıdır. Hücre dizileri yıllarca kültürde çoğaltılmış, kendi doğal dokusundan ve bağışıklık sisteminden kopmuş hücrelerdir. Bir uyarana verdikleri yanıt, aynı tümörün hastadaki davranışını öngörmez; bu nedenle bu tür bulgular hipotez üretir, klinik sonuç üretmez.

Hücre kültürü ile insan arasındaki mesafe de hatırlanmalıdır. Kültürde hücre, parçacıkla doğrudan ve denetimli bir yoğunlukta karşılaşır; insanda parçacık sindirim engellerini, bağışıklık hücrelerini ve dolaşımı geçmek zorundadır. Hastalığın kendi çerçevesi kolon kanseri sayfasında anlatılıyor.

Mikroplastik ve kanser ilişkisine dair laboratuvar bulgularıyla insan verisi arasındaki farkı gösteren şema
Laboratuvar bulguları ile insandaki risk sorusu aynı düzlemde değildir; aradaki boşluk henüz doldurulmamıştır.

Mikroplastik ve Kanser İçin İnsan Verisi Yok

Bu bölüm yazının belirleyici bölümüdür ve bulanıklaştırılmaması gerekir. Mikroplastik maruziyetinin kansere yol açtığını gösteren hiçbir insan epidemiyolojik kanıtı yoktur. Bunu ortaya koyan bir kohort ya da olgu-kontrol çalışması bulunmamaktadır.

Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı mikroplastikleri sınıflandırmamıştır. Bu, henüz sıraya girmemiş olmaktan daha güçlü bir ifadedir: mikroplastikler 2025-2029 dönemi öncelikleri belirlenirken aday olarak önerilmiş, ancak değerlendirmeye alınması açıkça önerilmemiştir.

Gerekçe olarak bildirilen neden şudur: maruziyete ilişkin kanıt bulunmaması ya da söz konusu olanın dışsal bir maruziyet olmaması. Yani kurum, veri yetersizliği nedeniyle değerlendirmeyi erteleme kararı vermiştir; bir kanserojenlik kararı vermemiştir.

Bu iki cümle birlikte okunduğunda mikroplastik ve kanser başlığının bugünkü yeri nettir: parçacıklar insan dokusunda bulunmuştur, laboratuvarda biyolojik etkileri gösterilmiştir, insandaki kanser riskine etkisi bilinmemektedir.

Mikroplastik ve kanser başlığında kanıt düzeyi
BulguKanıtın kaynağıDurumu
Anne sütünde saptanmaİnsan örnekleriGösterildi
Plasentada saptanma6 plasentalık seriİlk saptama; yaygınlık verisi değil
Oksidatif stres ve DNA hasarıHücre ve hayvan çalışmalarıÖnerilen mekanizma
Hücre göçünde artışDört kolorektal hücre dizisiYalnızca göç ölçüldü; invazyon ölçülmedi
İnsanda kanser riskiEpidemiyolojik çalışmaVeri yok
Kanserojenlik sınıflamasıIARC öncelik listesiSınıflandırılmadı; değerlendirme önerilmedi

Plastik Katkı Maddeleri Ayrı Bir Konudur

Burada dikkatli bir ayrım yapılması gerekiyor, çünkü iki başlık sık karıştırılır. Plastiklerin üretiminde kullanılan bazı tek yapıtaşları ve katkı maddeleri kanserojen olarak sınıflandırılmıştır: vinil klorür Grup 1’de, stiren Grup 2A’da yer alır.

Bu maddeler, plastik parçacıklarından kimyasal olarak farklıdır. Vinil klorür bir gazdır ve maruziyeti üretim koşullarıyla ilgilidir; stiren de benzer biçimde kimyasal bir bileşiktir. Parçacık ise polimerleşmiş, katı bir yapıdır.

Bu nedenle bu sınıflamalar, mikroplastiklerin sınıflandırıldığı izlenimini yaratacak biçimde kullanılamaz. “Plastik kanserojendir” cümlesi, kimyasal maddeyle parçacığı aynı kefeye koyar ve elimizdeki kanıttan daha fazlasını ima eder.

Benzer bir ayrım kanser risk etkenleri alanında genel olarak geçerlidir: bir maddeye ilişkin sınıflama, o maddeyi içeren her ürün biçimine aktarılamaz. Risk etkenlerinin nasıl değerlendirildiği kanserde erken teşhis yazısında ve kalıtsal kanser risk değerlendirmesi sayfasında ele alınıyor.

prof.dr.petekkayaProf. Dr. H. İbrahim PetekkayaInstagram’da Açın

Lifli Beslenme Kolon Kanseri Riskini Azaltır mı

Beslenme alışkanlıklarının kolon kanseri riskiyle ilişkisinin hangi kanıt düzeyinde tartışıldığı anlatılıyor.

Reel · @prof.dr.petekkaya

Bugün Ne Yapmak Mantıklı

Kanıtın bugünkü durumu şu üç cümleyle özetlenebilir. Mikroplastikler plasenta ve anne sütü dahil insan dokularında saptanmıştır. Laboratuvar ve hayvan çalışmaları mikro ve nanoplastik parçacıklarının oksidatif strese, DNA hasarına ve iltihap sinyallerine yol açabildiğini, kültürde kanser hücrelerinin göç yeteneğini artırabildiğini göstermektedir. Bu maruziyetlerin insanda kanser riskini etkileyip etkilemediği bilinmemektedir.

Buna hiçbir insan epidemiyolojik çalışmasının böyle bir bağlantı göstermediği ve hiçbir sağlık kurumunun mikroplastikleri kanserojen olarak sınıflandırmadığı eklenmelidir. Bu, kanıtın desteklediği en güçlü ifadedir; bundan fazlası elimizde yoktur.

Kaçınılabilir plastik maruziyetini azaltmak genel gerekçelerle makul bir davranıştır: çevresel yük, kimyasal katkı maddeleri ve bilinmeyenin büyüklüğü bu gerekçeleri oluşturur. Ancak bu davranışın kanser riskini düşüreceği söylenemez, çünkü böyle bir ölçüm yapılmamıştır.

  1. Sıcak yiyecek ve içecekler için plastik yerine cam ya da paslanmaz çelik kaplar seçilebilir.
  2. Plastik kaplar mikrodalgada ısıtılmaz; ısı, katkı maddelerinin salınımını kolaylaştırır.
  3. Çizilmiş, yıpranmış ve rengi değişmiş plastik kaplar kullanımdan çıkarılır.
  4. Tek kullanımlık plastiklerin yerine yinelenebilir seçenekler tercih edilebilir.
  5. Bu önlemler genel sağlık gerekçesiyle alınır; kanser riskinde ölçülmüş bir kazanç sağladıkları gösterilmemiştir.

Kanser riskini azalttığı gösterilmiş davranışlar bellidir ve listesi mikroplastikten çok daha sağlam temellidir: sigara bırakılması, kilo denetimi, düzenli fiziksel etkinlik, alkolün sınırlanması ve tarama programlarına katılım. Yaşam tarzı tarafı kolon kanserinde beslenme ve stres ve kanser yazılarında ele alınıyor.

Bir hastanın bu başlıkta sorması gereken soru şudur: elimdeki tanı ya da risk durumuyla ilgili olarak değiştirmem gereken bir şey var mı? Bu sorunun yanıtı bugün mikroplastikle ilgili değildir. İzlem ve değerlendirme çerçevesi değerlendirme süreci ve hasta rehberi sayfalarında anlatılıyor.

Raporlarınızı Değerlendirme İçin Gönderin

Patoloji, görüntüleme ve kan sonuçlarınızı WhatsApp’tan iletebilir ya da e-posta ile gönderebilirsiniz. Belgeler görüşme öncesinde incelenir.

Sık Sorulan Sorular

Mikroplastik ve kanser arasında kanıtlanmış bir bağ var mı?

Hayır. Mikroplastik maruziyetinin kansere yol açtığını gösteren hiçbir insan epidemiyolojik kanıtı yoktur; bunu ortaya koyan bir kohort ya da olgu-kontrol çalışması bulunmamaktadır.

Mikroplastik ile nanoplastik arasındaki fark nedir?

Önerilen sınıflandırma çerçevesine göre nanoplastikler 1 nanometre ile 1000 nanometrenin altı, mikroplastikler 1 mikrometre ile 1000 mikrometrenin altı arasındadır. Yaygın alıntılanan 5 milimetrelik üst sınır bu çerçeveden değil ayrı bir uygulama sözleşmesinden gelir.

Mikroplastik insan dokusunda bulundu mu?

Evet, anne sütünde ve plasentada saptandı. Plasenta çalışması 6 plasenta inceledi, 4’ünde 12 parçacık buldu ve bunların yalnızca 3’ünü polimer olarak tanımlayabildi. Bu bir ilk saptamadır, yaygınlık verisi değildir.

Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı mikroplastikleri nasıl sınıflandırdı?

Sınıflandırmadı. Mikroplastikler 2025-2029 öncelikleri belirlenirken aday olarak önerildi, ancak değerlendirmeye alınması açıkça önerilmedi; gerekçe olarak maruziyet kanıtının bulunmaması ya da dışsal bir maruziyet olmaması bildirildi.

Laboratuvar çalışmaları ne gösteriyor?

Hücre ve hayvan çalışmalarında parçacıkların oksidatif stresi, DNA zincir kırıklarını ve iltihap sinyallerini tetikleyebildiği bildiriliyor. Bu çalışmaların çoğu insanda belgelenmiş maruziyetin çok üzerindeki yoğunluklarda yapılmıştır.

Hücre çalışmasında göç mü, invazyon mu arttı?

Yalnızca hücre göçü ölçüldü ve 0,25 mikrometrelik polistiren parçacıklarıyla dört kolorektal kanser hücre dizisinde anlamlı biçimde arttı. İnvazyon bu çalışmanın sonlanım noktası değildi; 1 ve 10 mikrometrelik parçacıklar aynı etkiyi göstermedi.

Plastik kullanımını azaltmak kanser riskini düşürür mü?

Böyle bir ölçüm yapılmamıştır. Kaçınılabilir plastik maruziyetini azaltmak genel sağlık gerekçeleriyle makuldür; ancak kanser riskinde sayısal bir kazanç sağladığı gösterilmemiştir.

İlgili Yazılar

İlgili Sayfalar

Kaynaklar

  1. Hartmann NB, Hüffer T, Thompson RC ve ark. Are We Speaking the Same Language? Recommendations for a Definition and Categorization Framework for Plastic Debris. Environ Sci Technol 2019;53(3):1039-1047. Bağlantı
  2. Ragusa A, Notarstefano V, Svelato A ve ark. Raman Microspectroscopy Detection and Characterisation of Microplastics in Human Breastmilk. Polymers (Basel) 2022;14(13):2700. Bağlantı
  3. Ragusa A, Svelato A, Santacroce C ve ark. Plasticenta: First evidence of microplastics in human placenta. Environ Int 2021;146:106274. Bağlantı
  4. Brynzak-Schreiber E, Schögl E, Bapp C ve ark. Microplastics role in cell migration and distribution during cancer cell division. Chemosphere 2024;353:141463. Bağlantı
  5. IARC Monographs Advisory Group. Advisory Group Recommendations on Priorities for the IARC Monographs during 2025-2029. Lyon: IARC; 2024. Bağlantı
  6. Mishra SK, Sanyal T, Kundu P ve ark. Microplastics as emerging carcinogens: from environmental pollutants to oncogenic drivers. Mol Cancer 2025;24(1):248. Bağlantı

Değerlendirme için Yazın

Patoloji ve görüntüleme raporlarınızı WhatsApp’tan gönderebilir ya da e-posta ile iletebilirsiniz. Belgeler görüşme öncesinde incelenir.